Obezite ameliyatları sihirli bir değnek değil, muhteşem bir araç. Bu aracı kullanmak için de biz BariatrikLab ekibi olarak olabildiğince destekle, tecrübeyle ve uzmanlıkla sizlerin yanınızdayız.

İletişim



Bizi Takip Edin

RANDEVU: 0532 054 00 49 / 0212 240 16 66

EN

Obezite Cerrahisi: Klinik ve Ekonomik Bulguların Sistematik İncelenmesi

Son 20 yıl boyunca obezitenin tedavisinde obezite cerrahisinin kullanılması çarpıcı bir şekilde artmıştır. 1987 ile 1989 yılları arasındaki 5,000’den az cerrahi prosedüre kıyasla 2008 yılında dünya çapında tahmini 350,000 obezite cerrahi prosedürü gerçekleştirilmiştir. Şu anda prosedürlerin %90’ı laparoskopik olarak yapılmaktadır. En yaygın operasyonlar Mide Bandı, Gastrik Bypass ve Tüp Mide’dir.

Gerçekte ameliyat geçiren hastaların ortalama VKİ düzeyleri 45 kg/m2’yi aşmaktadır, yani ameliyat geçiren hastaların çoğu ağır bir şekilde obezdir. Mortalite (ölüm) riskini ikiye katladığından, Tip-2 Diyabet riskini 18 kat artırdığından, sağlığa bağlı yaşam kalitesini belirgin bir şekilde azalttığından ve obeziteye bağlı harcamaların %21’ini oluşturduğundan, ağır obezitenin klinik ve ekonomik yükü tek başına önemlidir. Ağır obezitenin yaygınlığı, daha düşük dereceli obezitenin iki katı hızla arttığından, en hızlı büyüyen obezite alt grubudur.

Cerrahi olmayan tedaviye kıyasla obezite cerrahisinin maliyet etkinliğinin, özellikle Tip-2 Diyabeti bulunan hastalarda olumlu olduğu görünmektedir. Diyabetli hastalarda obezite cerrahisinin etkinliği hakkında randomize kontrollü çalışmaların verilerinin kullanıldığı maliyet fayda çalışmalarında, Klas I-II obezitesi olan (ortalama VKİ 37 kg/m2) bir popülasyonla yapılan 2 yıllık randomize kontrollü bir çalışma ömür boyuna yayıldığında,  Mide Bandı’nın cerrahi olmayan yönetime kıyasla yaşam kalitesi ve maliyet tasarrufunda fayda sağladığı bildirilmiştir.

Özetle, mevcut randomize kontrollü çalışma verileri şu sonuçları vermektedir;

1) Modern obezeite cerrahisi, şiddetli obez yetişkin ve adölesanlardaki kilo kaybında cerrahi olmayan tedaviye kıyasla etkilidir,

2) Ameliyat türleri arasında kilo kaybı, komplikasyon türleri, yeniden operasyon oranları ve ciddi ters etkiler bakımından önemli farklar mevcuttur;

3) Düşük hacimli cerrahlar ve merkezler için mortalite ve komplikasyon oranları daha yüksektir ve

4) Cerrahi, maliyet etkili ve Tip-2 Diyabet hastalarının tedavisinde muhtemelen baskın görünmektedir.

Randomize kontrollü çalışma verilerinin eksikliğine karşılık, cerrahiyi cerrahi olmayan tedaviyle karşılaştıran bol miktarda gözlemsel veri bildirilmiştir. Daha önce yapılan gözlemsel verilerin sistematik bir incelemesinde (136 çalışma; 22,094 hasta), deneklerin %78-86’sında ameliyatın, majör obeziteye bağlı komorbiditelerde (hipertansiyon, uyku apnesi, diyabet ve dislipidemi) gerileme/iyileşme ile sonuçlanmıştır.

İki bin on cerrahi olgu ve 2,037 medikal olarak tedavi edilen kontrol bireylerle (ortalama VKİ 41 kg/m2) yapılan çok merkezli, prospektif, kohort eşleşmeli bir çalışma olan The Swedish Obesity Study (SOS), bu incelemede saptanan en büyük ve obezite cerrahisinin uzun dönem değerlendirmesini en metodolojik ve özenli bir şekilde gerçekleştiren çalışmadır. Cerrahi olgular Gastrik Bypass (%13), Mide Bandı (%19) ya da Vertikal Bandlı Gastroplasti (VGB; %68) geçirmişlerdir. Kontrollere kıyasla ameliyat, 10 yılda 16.3 kg’lık önemli derecede daha fazla kilo kaybı, 15 yıl boyunca daha düşük mortalite ve 11 yıl boyunca daha düşük ilk kez kanser insidansı ile ile ilişkilidir. Cerrahi aynı zamanda 10 yılda Tip-2 Diyabetin (%13’e karşı %36), hipertansiyonun (%11’e karşı %19), hipertrigliserideminin (%24’e karşı %46)gerilemesi ve düşük HDL kolesterolü (%53’e karşı %73); ile ve aynı zamanda yaşam kalitesi ile uyku apnesi semptomlarında istatistiksel ve klinik olarak anlamlı iyileşmelerle ilişkilidir. Cerrahi grupta ameliyat anında mortalite oranı %0.25 olup, hastalarda kanama (%0.5), venöz tromboembolizm (%0.8), yara komplikasyonları (%1.8), derin enfeksiyonlar (%2.1) ve pulmoner komplikasyonları (%6.1) içeren ameliyat sonrası komplikasyonlar yaşamıştır.

Günümüzde Mide Bandı ile Gastrik Bypass arasındaki (en yaygın iki prosedür) seçimin, kilo kaybı etkinliği ile risk arasındaki dengeyi yansıttığı görünmektedir. Mide Bandı uzun vadede emilim bozukluğu riski taşımayan, daha basit ve kısa süren bir prosedürdür. Ayrıca daha düşük sayıda ciddi komplikasyona yol açmaktadır, ancak tutarlı olarak daha küçük kilo kayıpları ve genel olarak daha yüksek bir yeniden operasyon gereksinimi oluşturmaktadır. Tüp Mide, kilo kaybı etkinliği açısından Gastrik Bypass’a benzemesine rağmen daha fazla doğrulayıcı veri gerekmektedir. Genel olarak bu prosedürlerin arasındaki seçim hastanın tercihi ile cerrahın deneyim ve eğitimine dayalı olmalıdır.

The Longitudinal Assessment of Bariatric Surgery (LABS) (Obezite Cerrahisinin Boylamsal Değerlendirmesi), ABD’de yakın zamanlarda 4,776 hastanın sonuçlarını bildirmiş olan ve devam eden prospektif bir kayıt çalışmasıdır . Otuz günlük mortalite oranları %0.3 ve majör komplikasyon oranları %4.1 olup, bu oranlar SOS’de bildirilenlere ve diğer elektif obezite dışı yapılan ameliyat sonuçlarına benzerdir.

Genel olarak mevcut verilerden çıkardığımız sonuç obezite cerrahisinin, kabul edilebilir maliyet etkinliği ile cerrahi olmayan obezite tedavisinden daha etkili olduğudur. Etkinlik ve risk bakımından prosedüre özgü farklılıklar mevcut olup, daha yüksek cerrahi hacimler daha iyi sonuçlarla ilişkilidir. Uzun vadeli yararları, riskleri ve maliyet etkinliklerini incelemek, farklı obezite prosedürlerinin avantaj ve dezavantajlarını tam olarak karakterize etmek için daha fazla çalışma gereklidir.

Prof. Dr. Halil Coşkun